

Jon Krakauer’in edebi ünü, aşırılıkta yaşanan hayatların tarihine dayanır. Şimdi Krakauer, okuyucuları; hala çokeşliliği uygulayan, 40000 Mormon Köktendincinin oluşturduğu, izole edilmiş Amerikalı bir topluluğun hikayesinin içine alarak, fiziki serüvenlerin aşırılığındaki odak noktasını, kendi ülkesinin sınırları içindeki dinsel inançların uçdeğerlerine kaydırıyor.
Salt Lake City’de hem sivil otoritelere hem de Mormon kurumuna meydan okuyan, bu Taliban benzeri teokrasinin liderleri sadece Tanrıya cevap veren bağnazlardır. Cezasız, sayısız evlilik yapan bu köktendinci peygamberler, takipçilerinin üzerinde mutlak kontrol gücüne sahiptirler. Onlara, sadece kendilerine itaat edenlerin, dünyada çıkacak kasırga yangınlarından sağ olarak kurtulacaklarını vaat ederler.
Kitap , masum bir kadın ve bebeğini öldürmek için Tanrıdan emir aldıklarını iddia eden Ron ve Dan Lafferty kardeşlerden yola çıkmaktadır. Bu korkunç çifte cinayetle ilgili titiz araştırma sonuçlarıyla başlayarak, Krakauer mesihsel hile, çokeşlilik, acımasız şiddet, ve katı inanç ın kan dondurucu anlatımını yaprak yaprak kurguluyor. Bu yolla Amerika’da en hızlı büyüyen dinin gölgede kalmış bir bölümünü aydınlatır ve dinsel inancın doğasına yönelik provokatif sorular uyandırır.

Mary Ann Ward ve Alan Reed tanıştıklarında Mary Ann'ın İngiliz ve Protestan olması kendi açısından sorun olmamıştı.O yeni dünyanın anahtarına sahipti.Antrim kasabasında sırlarla dolu Catholic bir çocukluk geçiren Marianne'e göre o dünyanın heryerine aitti.Şimdi yıllar geçemişti ve o eşii arkasında Londra'da bırakarak evine geri gelir.Genç kızlık döneminde yaşadığı aşk acısını büyük bir trajedi yaşayarak kapatmış ama lekesi üzerinde kalmıştır.O'nun planında; Kuzey İrlanda'ya gelip geçmişiyle hesaplaşmak vardır.Kuzey İrlanda tahminindende çok değişmitir.Ve karşısında geçmişi unutmamış acımasız annesi vardır..