




Genç Anne Boleyn zamanının en güçlü adamı olan Kral VIII. Henry'yi kendisine hayran bırakır. Ona, evlilik ve hükümdarlığı sununcaya kadar boyun eğmeye niyetli değildir. Onu kazanmak için, Henry mutluluğun güçleriyle meydan okuyacaktır- ve dünyada karışıklık yaratacaktır.
Francis Pierce, Lady Boleyn'in hayatına onu kızgın kalabalıktan kurtardıktan sonra giren kendi halinde basit bir kasaba kızıdır. Kral, VIII. Henry Anne ile evlenebilmek ve onu kraliçesi yapabilmek için karısı Catherine'i bir kenara koymaya kararlıdır. Bu İngiltere'yi sonsuza dek değiştirecek olan bir evliliktir.

American Book Award’ın yaşam boyu başarı ve the American Academy of Arts’ın saygın Morton Dauwen Zabel ödüllerinin sahibi olan Ronald Sukenick (1932 – 2004), kırk yıl boyunca Amerikan kurgusu ve yayıncılığının zirvesinde yer almış bir yazardır. LAST FALL’da bir grup yaşlı sanatçı, entellektüel ve sanat profesörü bir sanat hırsızlığını araştırırlar. Müzeden kaybolan birşeyler vardır ama kayıp parçaların tespiti, eserlerin sürekli değişken olması nedeniyle imkansız gibidir. Bu işi takip etmek Müze’nin özündeki sırrı ve komployu ifşa edecektir.

Village Blend cafenin yöneticisi Clare Cosi en köpüklü cappuccinoları ve aromalı kahveleri hazırlamasıyla ünlüdür. Ama birden kendini el yakacak bir tehlikeyle mücadele ederken bulacaktır…
Kahveevinin sadık müşterilerinden Lottie Harmon’ın kahveden ilham alarak yarattığı dahice koleksiyonuyla kafein içeren herhangibir şeyin sonbaharın en yeni trendi haline gelmesi Clare Cosi için bir sürpriz olur. Ve Lottie doğal olarak sonbahar moda haftası katılımcılarının yeni “Java Jewelry” koleksiyonunu görmeleri için Village Blend’in iyi bir zemin olacağına karar verir.
Barmen Tucker, moda dünyasının göze çarpan isimlerinden birine bilmeden zehirli latte ikram ederken, Clare asıl hedefin Lottie olabileceğini düşünür. Clare iyi giden işini kötü reklamdan , Lottie’yi çıkabilecek tehlikelerden ve Tucker’ı da cinayet suçlamalarından korumalıdır. Bu moda dünyasını bazı şaşırtıcı sırlarla sarsmak anlamına gelse bile…
Bu kitap ayrıca özel kahve tarifleri ve kahve yapım önerilerini içermektedir.

Yumuşak kaşmirin bacaklarınız üzerine hafif teması…
Soğuk kauçuğun sırtınıza hızlı dokunuşu…
Bir kadının, siyah topuklu ayakkabılarla sarılmış ayağının cazibesi…
Ipeğin çıplak göğüs üzerindeki pürüzsüz okşayışı…
Davetkar deri eteğin altında kaybolan file çorabın baştan çıkarıcı kıvrımı…
Şeffaf dantel ve vaatlerinin eğlendirici hazzı…
Baştan çıkaran, önce sıcak sonra soğuk davranan, cezalandıran, seyretmeye, dokunmaya saplantılı erkekler ve kadınlarla dolu bu hikayeler antolojisi, hemen hemen hiçbirşey giyinmenin saf zevkini keşfederken kıyafet fetişine yol açıyor.

Her bebek bekleyen aile ümitle bebeğinin mükemmel sağlıkla dünyaya gelmesini hayal eder.Ama bazen beklenildiği gibi olmaz ve bebek sakat doğar.İşte ailelerin belkide bir ömür uğraşmaları gerekecek oldukları,çocuklarıyla yaptıkları sessiz bir antlaşma doğar kendiliğinden..Ailelerin, birden dünyaları en değerli varlıkları çocukları olur.Onlar yanlızca kendi dünyaları,aileleri ile açıkça ve dürüstlükle iletişime geçerler.Uykusuz geceler,uzun periyotlar sürecek kasvetli,hüzünlü günler beklemektedir.Bu kitap özürlü çocuklara sahip olan aileler için kılavuz olabilecek niteliktedir

Varlıklı Teksaslı dulların sevilmeye çok ihtiyaçları vardı.....öyle ki Bebe

Bu 4 kitabın herbirinde beyin,ağız yapısı,iskelet,kan ile ilgili insan vücudu için en önemli 4 bölgeye fantastik,heyecanlı,öğretici bir yolculuk.Çekici resimler ve anlatımlarla zenginleştirilmiş çocuğunuz için insan bedeni ile ilgili ön bilgi edinmesinde yardımcı kitap dizisi.

Amerika'nın en iyi aşk romanı yazarlarından biri olan Sue Miller bu romanında , dağılmış bir ailenin kuzey Amerika California'da bir üzüm bağında tekrar bir araya gelmelerini anlatan bir öyküyle karşımızda..Kahramanımız Eva boşanmış ve yeniden evlenmiş 3 çocuk annesidir.Kuzey San Francisko'da küçük bir kitapçıda çalışmaktadır.İkinci eşinin araba kazasında ölmesiyle ailesi zarara uğrar.İnanılmaz bir aile ve aşk hikayesi.severek okuyacağınız bir öykü.

The Gift of Christmas Past –
Abigail Moira Garret, işini, evini, nişanlısını ve çok sevdiği kedisini kaybetmiş, problemlerle boğuşan, modern bir yirminci yüzyıl kadınıdır. Murphy gölü köprüsü üzerinde her zamanki asil edasıyla durmuş hayat üzerine düşüncelere dalarken, kaza sonucu göle düşer. Gözünü açtığında, kendini bir kale yakınında pis kokulu bir hendekte bulur. Miles De Piaget’in tek isteği ise yediyüz yıl sonrasından geldiğini iddia eden bu kadının her nereden geldiyse asla geri dönmemesidir.
The Three Wise Ghosts –
Bağlılık problemleri olan genç bir kadın ve işkolik bir CEO İngiltere’de bir otelde karşılaşırlar. Megan MacLeod McKinnon erkek kardeşi için bir özel bir görev üzerindedir ve hiçbir şeyin onu işini tamamlamaktan alıkoymasına izin vermemeye kararlıdır. Çok yakışıklı Gideon De Piaget’in bile. Gideon ailesinin işleri yüzünden zorunlu bir seyahattedir ve tüm karmaşaya rağmen çalışmayı sürdürmeye kararlıdır. 3 hayaletin devreye girmesiyle, Megan ve Gideon kendilerini otelde başbaşa kalmış bulurlar ve sonra yaşamlarını değiştirecek bir aşkla çevrelendiklerini farkederler.
And The Groom Wore Tulle
– Ian MacLeod, 14. yüzyılda İskoçya’da Fergusson klanının zindanında kendinden geçer. Gözlerini açtığında göz kamaştırıcı beyaz eşyalarla dolu tuhaf bir odada bulur kendini. Jane Fergusson gelinlik üzerine çalıştığı yerinde öylece duran yakışıklı ama kirli görünüşlü erkeği farkettiğinde gözlerine inanamaz. Şimdi ne yapacağını bilmemektedir? Yediyüzyıl öncesinden geldiğini söyleyen bu adama inanıp onu beraberinde mi götürmelidir? İşte bu sorularla Jane ve Ian için yaşamlarını değiştirecek bir macera başlar.
The Icing On the Cake
– Samuel MacLeod yemek yapmaktan, temizlik işlerinden zevk alan ama mekanik konularla ilgili hiçbir bilgisi olmayan bir adamdır. Sydney ise odun kesmede ve balık avlamada mutfakta olduğundan çok daha iyi olan doğa rehberi bir kadındır. Samuel ve Sydney birlikte zaman geçirmek zorunda kaldıklarında her nekadar sıradışı ve farklı olsalar da birbirleri için doğru insan olduklarını anlarlar.
LOVE JUST CAME IN TIME bu dört hikayeyi bir arada toplayan, sımsıcak, sevgi dolu ve mutluluk verici bir derlemedir.

Kipling, Trotsky ve Churchill’in bıraktığı mirasa karşı durarak, Proust, Borges ve Joyce’u alkışladığı kitabın ilk yarısında, Hitchens; Sunset Strip ve Route 66’de yaptığı yolculukları anlatırken, bu bölümü 11 Eylül’ün uyandırdığı vatanseverlik duygularıyla bitiriyor.
“Poverty” (yoksulluk) kısmında ise Kennedy’lerin ürkütücü kültünün, Michael Moore ve David Irving gibi isimleri hedef alırken, din konusunun önemine de değiniyor.
Ve son olarak “War” (savaş) bölümünde,
Hitchens, saygı değer yorumcu ve bir yazardır. George Orwell’den sonra Britanya’nın yetiştirdiği en aykırı isimlerden biridir.