

“Kendime iyi bakmak istiyorum. Sağlıklı beslenmeye başlamak istiyorum. O makarnayı istemiyorum. Japon kadınlar gibi beslenmeye başlamak istiyorum.”
Bill Murray - Sofia Coppola’ nın “Lost In Translation” dan
Dünyada, obezitenin bilinmediği, kadınların dünyadaki herkesten uzun yaşadığı , yine 40 yaşındaki kadınların 20 lerinde gibi göründüğü bir yer var.
Öyle bir yer ki, kadınlar dünyanın en lezzetli yemeklerinin keyfini çıkarırken , ülkede obezite oranı Fransız kadınların oranının yarısından da az, Amerikalılardan ise 10 kat daha düşük, yalnızca %3 de kalıyor.
Günümüzde, ABD ve diğer gelişmiş ülkelerde milyonlarca insan, kontrol edilemeyen obeziteden olumsuz etkileniyor. Ama hala, obezitenin duyulmadığı ve kadınların dünyanın herhangi bir yerindeki kadınlardan daha uzun yaşadığı gelişmiş bir ülke var.
Kadınların yaşamdan zevk almakla meşgul olduğu ve sağlıklı beslenme sanatı üzerine uzmanlaştığı bir ülke.
Bu ülke Japonya.

Jesus ve Yahweh üzerine, klasik kültürel mirasları algılama ve yorumlama biçimlerine meydan okuyacak müthiş ve provakatif bir karakter çalışması.
İsa’nın tarihi kimliği, kim olduğu ve neler söylediği üzerine çok az kanıt bulunmaktadır. Bloom edebi bir eleştirmen olarak üstün yeteneklerini Isa’nın karakterini incelemek için kullanıyor. Bunu yaparken tüm İncil’lerde, İsa’nın farklı şekillerde öne çıkan çeşitli karakter ve kişilik özelliklerini göz önüne alıyor.
Ayrıca Musevi kutsal kitabına gore de Yahweh’in (Yehova) kişilik ve karakter özelliklerini inceliyor. Bloom, Yahweh’in Hristiyanlıktaki Tanrıdan çok Mark’ın Jesus’ı ile ortak noktaları olduğunu ileri sürüyor.


Kitap, sanal oyunlardan öğrendikleri tekniklerle kumar dünyasında fırtınalar yaratarak büyüyen gençlerden oluşan bir çetenin gerçek hikayesi. Her biri 25 yaşına gelmeden, yeraltı dünyasının poker klüpleri, online kumarhaneler, blackjack ve tüm oyunların en büyüğü olan Las Vegas'taki the World Series of Poker oyununu fethederler. 2004 yılında kart canavarı gençler $5 milyon ile öne geçerler.
Dünyadaki kart oyuncuları için çocukların liderleri Jon Finkel ve Jonny Magic hikayesi efsanenin ilham veren en temel unsuru olmuştur.

Hava kabininin içine girdiğimizde, iç penceresine doğru kabin görevlisiyle beraber bekleyen bir başka adamı da görebiliyorduk; basınç eşitlenir eşitlenmez ve kapıları açtığımızda, ileri geldi. Bu Paul’dü.
Sesinden bir şeylerin yolunda olmadığını anlamıştım- bu ses, onunla arkadaşım olarak şakalaşıp güldüğüm sesinden ziyade onun son derece resmi ses tonuydu.
Kahramanımız Shelly Trotter; becerikli, kararlı, idealist bir avukat. Criminal polis bürosunda okumamış,suçlu çocuk haklarını savunan bir avukat. Yeni müşterisi sadece 17 yaşında ve cinayet suçuyla itham ediliyor. Avukatımız kendini birden bire müvekkilinin şüpheli,gizli yapılan karmaşık bir komploya uğradığını farkeder.Peki bu 17 yaşındaki genç operasyon için neden hedef seçilmişti..Bu soruların cevabı Jury Of One'da bulabilirsiniz. Polisiye romandan hoşlananlar için tavsiye edilebilir.